18 Kasım 2022 Cuma

TÜRKİYE’YE BAŞ GEREK (ŞİİR)

 Gözbebeğine yaş gerek

Sağlam zemine taş gerek

Cebe maaş gerek

Mideye aş gerek

Türkiye'ye 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı dinden baş gerek,

Siyaset hem toplumu bölmekte, hem insanları birbirlerine düşman etmekte

Hem yasa, hukuk, adalet diye ülkeye akıldışılık, bilimdışılık, ahlakdışılık 

Ve insanlıkdışılık getirmekte

Özel sektör hem vatanı ve toplumu sömürmekte

Hem ahlakdışılığı ve bilimdışılığı baştaçı(baştacı) etmekte

Eğitim ahlakçı, bilimsel, insanlığa örnek insan değil yoz insan yetiştirmeye yöneltmekte

Üniversiteler lise düzeyine inmekte

Medya yandaşlık içinde, ve magazin adı altında çirkefliğe dönüşmekte

Sarmakta heryanı moda ve ünlü diye ahlakdışılık, astroloji ve falcılık diye bilimdışılık

Sanat deliliğe, iğrençliğe ve kepazeliğe dönüşmekte

Devletin memuru bile akıldışı, ahlakdışı giyinmekte, topluma doğru örnek olmamakta

Din öğretenler din diye, demokrasi öğretenler demokrasi diye kendi çıkarlarını öğretmekte

Medenilik önce ahlak ve bilim bilmekte

Ülke Sodom, Gomora, Pompei olmaya götürülmekte

Türkiye her doğan günle daha yanlışa gitmekte

Türkiye'ye 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı dinden baş gerek,

Ülke akıldışılığa, ahlakdışılığa, bilimdışılığa, insanlıkdışılığa doğru götürülmekte

Demokrasi, laiklik, özgürlük diye ahlakçılık ve bilimsellik değil utanmazlık öğretilmekte

Güneş insancalığa değil akıldışılığa, bilimdışılığa, ahlakdışılığa, bilimdışılığa

İnsanlıkdışılığa olmakta ışık

Yemekte ülkeyi akıldışılık, bilimdışılık, ahlakdışılık, ve insanlıkdışılık kaşık kaşık

Ahlakçılık ve bilimsellik demek olan akıl-ruh sağlığı bu duruma şaşık

Türkiye'ye 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı dine uygun baş gerek.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 19.11.22/04.58


12 Kasım 2022 Cumartesi

AŞK İÇİN (ŞİİR)

 Ferhad için durum bir iskelet oldu, Şirin için durum bir iskelet

Leyla için durum bir iskelet oldu, Mecnun için durum bir iskelet

Ne arayanları, ne soranları var artık

Dünya, üstü güzel çiçekler örtülü çirkin bir ateş

Beden, üstü güzel deri örtülü çirkin bir iskelet

Diriler, ölüler iskelet, dünya hep ateş,

Aşk için

Eller ellere değse ne olur

Eller her türlü pis işi yapmıyor mu

Dudaklar dudaklara değse ne olur

Dudaklar tükürmüyor, balgam çıkarmıyor, kusmuyor mu

Bedenler bedenleri sarsa ne olur

Bedenler mezarlarda hayvan ölüleri gibi iğrenççe çürümüyor mu,

Ne içi lav, kor, ateş, insanlıkdışı dünya

Ne içi bağırsak, bok, iğrenç beden insan için yaratılmış, var olmuş

Herşey rastlantı evrende, dünyada, doğada, bedende

Herkes birbirinin geçici tanışığı, kimse kimsenin hiçbirşeyi değil

Aşk için ölmeli değil, aşk insan için ölmeli

Aşk için değil, dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı din için yaşamalı gerçekte,

Aşk için ruhlar ruhlara değmeli

Dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı din ile

Öyle ki böyle bir dini taşımayan ruh insanca bile olmuyor

Aşk için ruhlar ruhlara, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı din ile sarılırsa aşk aşktır.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 13.11.22/04.55


ÖTEKİ ÜLKELERE OKUMAYA ÇALIŞMAYA YA DA YAŞAMAYA GİDENLERİN KENDİLERİNİ VE TÜRKİYE’Yİ KÜÇÜK DÜŞÜRMELERİ DURUMU (ŞİİR)

 'Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür' derler

Bencil, sorumsuz insan türü yalnızca kendini, kendi çıkarlarını, ve ailesini düşünür

Bir Güney Asya devleti devlet başkanı Europe'ye(Avrupa'ya) işçi gönderirken

'Çok üzgünüm, size kendi ülkenizde iş bulamadım, çok utanıyorum

Sizi başka ülkeye göndermek zorunda kaldım' deyip durumu onursuzluk olarak tanımlamış

Ve ağlamıştı

Onları güleoynaya(güle oynaya), davulla, zurnayla, dansla göndermemişti

Gidenler de güleoynaya değil utançla, üzüntü ile gitmişlerdi,

Doğru düşünmenin yolu mantıktır

Mantığın yolu da doğru sözcüklerin doğru anlamlı olmalarıdır

Savım ki öteki ülkelerde üniversite okumak, çalışmak, ve yaşamak

Farkında olmasalar da hem kendilerini hem Türkiye'yi

Hem Türkiye'deki öğretmenleri, akademisyenleri, bilimcileri

Küçükdüşürmekte(Küçük düşürmekte),

Düşüncem ki örnek ki Afrika'ya üniversite okumaya gidenler için Afrikalılar

'Bunların anlakları(zekaları) Türkiye'de üniversite okuyacak kadar yüksek değil ki

Üniversite bitirmek için Afrika'ya

Bizim gibi geri kalmış ülkelere geliyorlar' diye düşünebilirler,

Europe'ye(Avrupa'ya), Usa'ya(Abd'ye) üniversite okumaya gidenler için

Europeliler(Avrupalılar) ve Usalılar(Amerikalılar) da 'Türkiye'de 200 üniversite var

Ancak demek ki hiçbiri doğru, iyi, güzel, doğrudüzgün(doğru düzgün)

Nitelikli(kaliteli) üniversiteler de yok ki üniversite okumak için buraya geliyorlar' diye

Düşünebilirler,

Şu da çok önemli ki Afrikalılar 'Bitirebilmek için' diyebilirler

Europalılar, Usalılar da 'Okuyabilmek için' diyebilirler

Yani Afrikalılar gelenleri

Europalılar, Usalılar da Türkiye'yi küçümseyebilirler

Bu farkları anlamak çok önemlidir

Çünkü farkları anlamayı ya cehalet önler ya sosyopatlık, şizofreni gibi ruhsal sorunlar,

Öteki ülkelere çalışmaya gidenler için de o ülkelerin insanları

'Türkiye'de demek ki iş yok, Türkiye'de işsizlik var' diye düşünebilirler

Öteki ülkelere yaşamaya, sürekli kalmaya gidenler için de

'Demek ki Türkiye yaşanılacak bir ülke değil' diye düşünebilirler,

Durum ki öteki ülkelere okumaya gitmek de, çalışmaya gitmek de

Kalmaya gitmek de 'Aşağısı sakal, yukarısı bıyık' durumu oluşturabilir

Ya da oluşturmakta olabilir

Bu nedenle ki 'Taş yerinde ağırdır' sözü bu duruma da uygunlaşabilir

Ve yine savım ki gerçekten anlaklı(zekalı), başarılı, yaratıcı insan

Bunu kendi ülkesinde de gösterebilir

Bu nedenle ben öteki ülkelere okumaya gidenleri anlak katsayısıları(katsayıları)

200 de olsa yüksek anlaklı olarak görmüyorum, ve onlardan utanıyorum

Onları mantıksız buluyorum

Ve onlar adına üzülüyorum

Şımarabilirler ancak doğru yerde ve doğru biçimde değiller

Belli ki onlar Atatürk'ün 'Ne mutlu Türküm' diyene sözünü anlamamışlar.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 12.11.22/15.40

7 Kasım 2022 Pazartesi

SANA SARI MAYMUNLAR ALDIM (ŞİİR)

 Ahlak beyinin nitel zirvesi

Ve insanı hayvandan ayıran nitel en üstün fark

Kalmamış sende ahlak, edeb, utanmak

Oysa 'Önce ahlak' dedi Muhammed de, Atatürk de,

Güller, laleler, papatyalar, sümbüller, çiçekler, orkideler

Ahlaka, edebe, utanmaya yakışır

Sana sarı maymunlar aldım

Hayvanat bahçesinden,

Hayvanlar ahlak, edeb, utanmak bilmez

Hayvanlar ahlakı, edebi, utanmayı umursamaz

Ahlak olmadan insan olmak da, akıl-ruh sağlığı da olmaz

Kadın olmak da, demokrasi de; din de, özgürlük de, Türklük de 'Önce ahlak' demektir

Ne ahlak, edeb, utanmak kalmış; ne akıl-ruh sağlığı

Hayvanlarda ahlak, edeb, utanmak, onur, gurur olmaz

Sana sarı maymunlar aldım

Hayvanat bahçesinden.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 8.11.22/07.53


3 Ekim 2009 Cumartesi

AYAKKABI FIRLATMAK KÜLTÜRÜ

Demek ki ülkeler arasında hakaret kültürü de farklı oluyor. Ayaktaki
bir şeyi başkalarına fırlatmak; Egelilerde; bir zayıflık, acizlik,
gülünçlük belirtisi ve kadınlara özgü bir davranış sayılır. Egeli
erkekler kimseye ne terlik ne ayakkabı fırlatmazlar; bunu ancak
kadınlar yapar. Egeli erkekler terlik, ayakkabı yerine; yumruk,
sandalye fırlatırlar. Yerden taş alıp fırlatmayı bile onurlu bir şey
saymazlar; yerden taş alsalar da onu fırlatmak için değil doğrudan
vurmak için kullanırlar çünkü taş fırlatmayı da çocuklara özgü,
çocukça bir şey sayarlar. Yani yere eğilmeyi; onur dışılık sayarlar;
bu nedenle, yere düşürdükleri önemli bir şeyi almak için eğilmek
zorunda kalırlarsa çok utanırlar. Hatta yere düşen şeylerini
çocuklara aldırırlar. Egeli erkekler kadın gibi de çocuk gibi de
davranmayı sevmezler. Ayrıca akıllı ve bilgedirler; ayakkabı gibi
pahalı bir şeyi gözden çıkarmazlar çünkü ayakkabı fırlatılan kişi,
bu ayakkabıyı alıp dereye ya da alınması olanaksız yerlere
fırlatabilir. O zaman da yeni bir çift ayakkabı almak gerekir ve bu
da ekonomik bir varlık olan Egeli erkeklerin ekonomi politikalarıyla
bağdaşmaz. Birine , yerden ya da rafdan alıp ayakkabı, terlik, taş
ve benzeri şeyler fırlatmak ancak delilere, çocuklara ve kadınlara
ait bir davranış sayılır. Egeli, fırlatmayı sevmez; '' koydu mu
oturtmayı '' sever !
Egeliler; yere para düşürseler bile almakda tereddüd ederler, onu
almakdan utanırlar çünkü çevredeki insanların, onun, başkasının dü-
şürdüğü parayı aldığını sanacaklarından korkar, utanır.Yani Egeliler
başkalarının şeylerini almakdan kaçınırlar; bunu ar, onur, gurur dışı
sayarlar. Çocukluğumda; yere düşmüş parayı genelde üç insan türü alırdı: Nineler,
çocuklar, deliler.Çocukların ve delilerin neden aldıkları açık. Ninelerin
nedenleri ise başkaydı. Onlar yerde gördükleri parayı ki genelde metal
paradır, alırlar, bir kağıda sararlar ve gereksinim duyanlar alsınlar
diye yani yoksullar; o zaman pek yaygın olan taş duvarlı evlerin ve
taş duvarların küçücük kovuklarına sıkıştırırlardı, derine doğru; yani
çocuklar ve deliler görmesinler diye.Çocukluğumda yerden ve duvar
kovuklarına sıkıştırılmış para bulmak benim için, avcının ava çık-
ması gibi temel bir gelir kaynağı gibiydi.Öyle ki aklımdan ; yerden ve
duvar kovuklarından böyle para bula bula, dünyayı gezebileceğim düşün-
cesi hiç eksik olmazdı ve bu konuda bazan ciddi ciddi çalışmalar yap-
maktan kendimi alamazdım. Yani bazan bu yöntemle dünya turuna çıkmak,
benim için, ertesi günü uygulanabilecek kadar kesin bir karar olurdu.
Ama görünen o ki; Irak'da, erkeklere terlik, ayakkabı fırlatmak
eylemi kadınca bir davranış değil erkekçe bir davranış sayılıyor.
Onları anlayabilirim, çölde taş bulmak zor olabilir. Ama İstanbul
gibi bir yerde; birine ayakkabı fırlatmak; bazı Türklerin de bir
Arap geleneği gibi görünen terlik ve benzeri şeyleri düşmana
fırlatma kültürü edinmek üzere olduklarını ve ayrıca da başkalarına yepyeni ayakkabılarını fırlatabilecek kadar da zenginleştiklerini gösteriyor. Irak'lı gazetecenin ayakkabıları da oldukça pahalı şeylerdi. Bir bulmaca vardı, bilirsiniz; ağaçdaki maymunlara taş atarsınız, onlar da size ağaçdaki meyveleri atar ve bolca meyve sahibi olursunuz. Sanırım bu iş yakında buna dönecek. Yakında devlet başkanlarını , İmf başkanlarını ve öteki mağdurları, kendilerine atılan ayakkabıları koyunlarına sokup toplarlarken görürsem hiç şaşırmam. Ayakkabı perakende ticaretinde kar oranı %500 gibi uçuk bir oran çünkü. Bedava yepyeni ayakkabılar iyi para bırakır.

Merak ettiğim bir konu da şu: Acaba Arap kadınları, düşmanlarına,
aşağılamak istediklerine ne fırlatıyorlar? Sanırım hiç bir şey
fırlatamıyorlar çünkü fırlatmak istediklerinde tesettürleri açılır.
Demek ki Arap erkekleri, bunu ganimet bilip, kadınların yapmaları
gerekip de yapamadıkları bu eyleme sahiplenmişler.
Aşağılamak; tarih boyunca, insanların çok zevk aldıkları birşey;
kölelerden imparatorlara kadar. Aşağılama da aşağılık şeylerle
yapılabildiği gibi değerli olan şeyleri, aşağılayıcı olarak
kullanarak da yapılabilir. Bu yüzden biri, size; sen, yerine siz
dediğinde, size övgü mü aşağılama mı yaptığını anlamak bazan çok
kolay olmayabilir. Buna, nezaketle aşağılamak denir ki yergi
ozanları ve bilgeler , bunun ustalardıır.
Ben derim ki aşağılamak istenildiğinde , aşağılık şeyleri kullanmak
yerine değerli şeyleri kullanmak, evrimlilik göstergesidir. O
nedenle, İmf başkanına ayakkabı fırlatmak yerine ki zaten İmf
başkanına değil de halktan birine denk geldi; bu işi pahalı, değerli
bir boya ile yapmak daha sanatsal olurdu. Neden mi? Çünkü dünyanın
en pahalı tabloları terlikle, ayakkabıyla değil de boya ile
yapılırlar. İnsanlara hakaret ederken bile aşağılık şeylerimizi
vermek yerine değerli şeylerimizi vermek; insanlık adına
yapılabilecek en değerli katkıdır. Terlik fırlatılmış bir İmf
başkanına kimse çok para vermez ama güzel güzel yağlıboyalarla
oluşturulmuş bir İmf başkanı; Paris'deki açık arttırma salonlarında,
Van Gogh'un '' Ay çiçekleri'' tablosu kadar yüksek fiyat edebilirdi.
'' Ey düşman ne önünde eğilirim ne seni aşağılamak için. Çünkü ben,
bana taç takman için bile önünde eğilmeyecek kadar onurlu ve gururlu
Egeliyim ! ''

Necdet Gürçiftçi
2009-eylül