Demek ki ülkeler arasında hakaret kültürü de farklı oluyor. Ayaktaki
bir şeyi başkalarına fırlatmak; Egelilerde; bir zayıflık, acizlik,
gülünçlük belirtisi ve kadınlara özgü bir davranış sayılır. Egeli
erkekler kimseye ne terlik ne ayakkabı fırlatmazlar; bunu ancak
kadınlar yapar. Egeli erkekler terlik, ayakkabı yerine; yumruk,
sandalye fırlatırlar. Yerden taş alıp fırlatmayı bile onurlu bir şey
saymazlar; yerden taş alsalar da onu fırlatmak için değil doğrudan
vurmak için kullanırlar çünkü taş fırlatmayı da çocuklara özgü,
çocukça bir şey sayarlar. Yani yere eğilmeyi; onur dışılık sayarlar;
bu nedenle, yere düşürdükleri önemli bir şeyi almak için eğilmek
zorunda kalırlarsa çok utanırlar. Hatta yere düşen şeylerini
çocuklara aldırırlar. Egeli erkekler kadın gibi de çocuk gibi de
davranmayı sevmezler. Ayrıca akıllı ve bilgedirler; ayakkabı gibi
pahalı bir şeyi gözden çıkarmazlar çünkü ayakkabı fırlatılan kişi,
bu ayakkabıyı alıp dereye ya da alınması olanaksız yerlere
fırlatabilir. O zaman da yeni bir çift ayakkabı almak gerekir ve bu
da ekonomik bir varlık olan Egeli erkeklerin ekonomi politikalarıyla
bağdaşmaz. Birine , yerden ya da rafdan alıp ayakkabı, terlik, taş
ve benzeri şeyler fırlatmak ancak delilere, çocuklara ve kadınlara
ait bir davranış sayılır. Egeli, fırlatmayı sevmez; '' koydu mu
oturtmayı '' sever !
Egeliler; yere para düşürseler bile almakda tereddüd ederler, onu
almakdan utanırlar çünkü çevredeki insanların, onun, başkasının dü-
şürdüğü parayı aldığını sanacaklarından korkar, utanır.Yani Egeliler
başkalarının şeylerini almakdan kaçınırlar; bunu ar, onur, gurur dışı
sayarlar. Çocukluğumda; yere düşmüş parayı genelde üç insan türü alırdı: Nineler,
çocuklar, deliler.Çocukların ve delilerin neden aldıkları açık. Ninelerin
nedenleri ise başkaydı. Onlar yerde gördükleri parayı ki genelde metal
paradır, alırlar, bir kağıda sararlar ve gereksinim duyanlar alsınlar
diye yani yoksullar; o zaman pek yaygın olan taş duvarlı evlerin ve
taş duvarların küçücük kovuklarına sıkıştırırlardı, derine doğru; yani
çocuklar ve deliler görmesinler diye.Çocukluğumda yerden ve duvar
kovuklarına sıkıştırılmış para bulmak benim için, avcının ava çık-
ması gibi temel bir gelir kaynağı gibiydi.Öyle ki aklımdan ; yerden ve
duvar kovuklarından böyle para bula bula, dünyayı gezebileceğim düşün-
cesi hiç eksik olmazdı ve bu konuda bazan ciddi ciddi çalışmalar yap-
maktan kendimi alamazdım. Yani bazan bu yöntemle dünya turuna çıkmak,
benim için, ertesi günü uygulanabilecek kadar kesin bir karar olurdu.
Ama görünen o ki; Irak'da, erkeklere terlik, ayakkabı fırlatmak
eylemi kadınca bir davranış değil erkekçe bir davranış sayılıyor.
Onları anlayabilirim, çölde taş bulmak zor olabilir. Ama İstanbul
gibi bir yerde; birine ayakkabı fırlatmak; bazı Türklerin de bir
Arap geleneği gibi görünen terlik ve benzeri şeyleri düşmana
fırlatma kültürü edinmek üzere olduklarını ve ayrıca da başkalarına yepyeni ayakkabılarını fırlatabilecek kadar da zenginleştiklerini gösteriyor. Irak'lı gazetecenin ayakkabıları da oldukça pahalı şeylerdi. Bir bulmaca vardı, bilirsiniz; ağaçdaki maymunlara taş atarsınız, onlar da size ağaçdaki meyveleri atar ve bolca meyve sahibi olursunuz. Sanırım bu iş yakında buna dönecek. Yakında devlet başkanlarını , İmf başkanlarını ve öteki mağdurları, kendilerine atılan ayakkabıları koyunlarına sokup toplarlarken görürsem hiç şaşırmam. Ayakkabı perakende ticaretinde kar oranı %500 gibi uçuk bir oran çünkü. Bedava yepyeni ayakkabılar iyi para bırakır.
Merak ettiğim bir konu da şu: Acaba Arap kadınları, düşmanlarına,
aşağılamak istediklerine ne fırlatıyorlar? Sanırım hiç bir şey
fırlatamıyorlar çünkü fırlatmak istediklerinde tesettürleri açılır.
Demek ki Arap erkekleri, bunu ganimet bilip, kadınların yapmaları
gerekip de yapamadıkları bu eyleme sahiplenmişler.
Aşağılamak; tarih boyunca, insanların çok zevk aldıkları birşey;
kölelerden imparatorlara kadar. Aşağılama da aşağılık şeylerle
yapılabildiği gibi değerli olan şeyleri, aşağılayıcı olarak
kullanarak da yapılabilir. Bu yüzden biri, size; sen, yerine siz
dediğinde, size övgü mü aşağılama mı yaptığını anlamak bazan çok
kolay olmayabilir. Buna, nezaketle aşağılamak denir ki yergi
ozanları ve bilgeler , bunun ustalardıır.
Ben derim ki aşağılamak istenildiğinde , aşağılık şeyleri kullanmak
yerine değerli şeyleri kullanmak, evrimlilik göstergesidir. O
nedenle, İmf başkanına ayakkabı fırlatmak yerine ki zaten İmf
başkanına değil de halktan birine denk geldi; bu işi pahalı, değerli
bir boya ile yapmak daha sanatsal olurdu. Neden mi? Çünkü dünyanın
en pahalı tabloları terlikle, ayakkabıyla değil de boya ile
yapılırlar. İnsanlara hakaret ederken bile aşağılık şeylerimizi
vermek yerine değerli şeylerimizi vermek; insanlık adına
yapılabilecek en değerli katkıdır. Terlik fırlatılmış bir İmf
başkanına kimse çok para vermez ama güzel güzel yağlıboyalarla
oluşturulmuş bir İmf başkanı; Paris'deki açık arttırma salonlarında,
Van Gogh'un '' Ay çiçekleri'' tablosu kadar yüksek fiyat edebilirdi.
'' Ey düşman ne önünde eğilirim ne seni aşağılamak için. Çünkü ben,
bana taç takman için bile önünde eğilmeyecek kadar onurlu ve gururlu
Egeliyim ! ''
Necdet Gürçiftçi
2009-eylül
3 Ekim 2009 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder